Insight Turkey
Insight Turkey
Challenging ideas
On Turkish politics and International affairs

Insight Turkey > Events |

Teknokutup Dünyada Türkiye: Fırsatlar ve Riskler

Tekno-kutuplu bir uluslararası sistemin şekillendiği bu dönemde, devletler ve şirketler kadar bireylerin, akademik kurumların ve küresel kuruluşların da bu dönüşümde önemli roller üstlendiği görülmektedir. Yapay zekâ endekslerinden dijital yönetişim tartışmalarına, algoritmik sistemlerin kültürel kökenlerinden ulusal siber güvenlik stratejilerine kadar uzanan bu konular, teknolojinin yalnızca bir araç değil, aynı zamanda uluslararası düzenin yeniden yapılanmasında belirleyici bir unsur haline geldiğini göstermektedir.

Teknokutup Dünyada Türkiye Fırsatlar ve Riskler
 

 

 

 

Moderatör

Erman Akıllı, SETA

 

Konuşmacılar

Nezir Yeşilmen, Selçuk Üniversitesi

Kamil Tarhan, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi

Mustafa Böyük, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

Fatih Sinan Esen, TÜBİTAK

 

Günümüz dünyasında yapay zekâ, dijital yönetişim ve siber güvenlik alanları yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda politik, ekonomik ve hukuki dinamikleri de derinden etkileyen stratejik alanlara dönüşmüştür. Tekno-kutuplu bir uluslararası sistemin şekillendiği bu dönemde, devletler ve şirketler kadar bireylerin, akademik kurumların ve küresel kuruluşların da bu dönüşümde önemli roller üstlendiği görülmektedir. Yapay zekâ endekslerinden dijital yönetişim tartışmalarına, algoritmik sistemlerin kültürel kökenlerinden ulusal siber güvenlik stratejilerine kadar uzanan bu konular, teknolojinin yalnızca bir araç değil, aynı zamanda uluslararası düzenin yeniden yapılanmasında belirleyici bir unsur haline geldiğini göstermektedir.

 

 

Fatih Sinan Esen

Fatih Sinan Esen, tekno-kutuplu dünyada yapay zekâyı anlamak için başvurulan endekslere değindi. Tortoise Global AI Index’e bakıldığı zaman Türkiye’nin yıllar içerisinde sıralamada 19’unculuktan 33. sıraya kadar gerilediği görülmektedir. Sadece burada da değil, Yapay Zekâ Hazırlık Endeksi’nde de benzer bir senaryo ile yıllar içerisinde 30’lu sıralardan 53’üncülüğe düşülmüştür. Bu düşüşe rağmen anlaşılması gereken en önemli nokta, Türkiye’nin son derece yüksek bir potansiyele sahip olmasıdır.

Örneğin, Yapay Zekâ İşletim Ortamı Endeksi’nde Türkiye’nin oldukça iyi puanlar aldığı görülürken; Network Readiness Index’e (Ağ Hazırlık Endeksi), son 10 yılda bilişim alanındaki yüksek lisans mezunu sayısına ve yapay zekâ ile ilgili yapılan akademik yayınlara bakıldığında Türkiye’nin bu yüksek potansiyeli açıkça ortaya çıkmaktadır. Madalyonun diğer tarafında ise bu potansiyelin somut başarıya dönüştürülemediği anlaşılmaktadır. Bu noktada, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi çerçevesinde daha etkin adımlar atmak gerekmektedir. Yapay zekâ dünyasında geçirilen bir haftanın, diğer bilim dallarına kıyasla neredeyse bir yıllık bir ilerlemeye eşit olduğu düşünüldüğünde, bu alandaki stratejik adımların ne kadar dinamik olması gerektiği anlaşılmaktadır.

 

 

Nezir Akyeşilmen

Akyeşilmen, dijital yönetişim hakkında önemli bulduğu temel sorunlara değindi. Dijital alan, tıpkı fiziksel uluslararası ilişkiler gibi anarşik ve çok merkezli bir yapıdadır. Fiziksel alanda devletlerin düzenleyici ve karar alıcı aktörler oldukları kabul edilse de, siber alanda devletlerin en güçlü belirleyiciler olduğu söylenemez. Bu bağlamda büyük teknoloji firmalarının rolleri çok daha kritiktir. Devlet kontrolünün tam olarak entegre edilemediği dijital ortamlarda kaos ve karmaşa kaçınılmazdır. Bu yönetim sorununa, günde ortalama 10 milyar gigabayt (GB) bilgi üretildiği bir ortamda hukuki düzenlemelerin de teknolojiye yetişme zorunluluğu eklenmektedir.

Yönetişim konusunda ise farklı yaklaşımlar öne çıkmaktadır. Bir yanda politikanın bu alandan uzak durması gerektiğini söyleyenler, diğer yanda dijital alanın tamamıyla politik bir mücadele sahası olduğunu savunanlar vardır. Bu yaklaşım farkları, küresel ölçekte bir yönetişim boşluğu yaratmaktadır. Her ülkenin kendi denetimini sağlaması çözümlerden biri olabilir ancak Doğu ve Batı’nın bu konuda ortaya koyduğu zıt görüşler küresel bir dijital yapılanmayı zorlaştırmaktadır. Başka bir çözüm yolu ise Birleşmiş Milletler çatısı altında, uluslararası tanınırlığı ve yetkisi olan bir kuruluşun oluşturulmasıdır. Sonuç olarak, dijital yönetişim uygulanabilir, şeffaf, yaptırım gücü olan ve hesap verebilir bir sistem olmak zorundadır.

 

 

Mustafa Böyük

Böyük, yapay zekâ temelli algoritmik sistemlerin Doğu ve Batı kökenlerine göre yaklaşımlarını açıkladı. Doğu temelli olarak DeepSeek ele alınırken Batı örneği için ChatGPT incelendi. Bu yapay zekâların aynı sorulara verdikleri yanıtlar, kelime seçimleri ve genel yaklaşımları analiz edildi. Yapay zekâların, kendilerine yöneltilen istekleri karşılamak için öncelikle kendi merkezlerinin veri kaynaklarından bilgi topladığı biliniyor. Bu bağlamda, yapay zekâların kendi toplumlarının ürettiği verileri kullanması sebebiyle onların birer yansıması olduklarını söylemek yanlış olmaz. Alınan yanıtlar incelendiğinde ise ChatGPT’nin genellikle daha diplomatik bir dil kullanarak çok paydaşlı çözümler önerdiği, uluslararası standartlara ve insan hakları gibi evrensel ilkelere sıklıkla atıfta bulunduğu görülmektedir. Öte yandan DeepSeek ise daha yerelci ve bağlama duyarlı bir yaklaşım sergileyerek kullanıcılarının bulundukları ülkelerin koşullarını dikkate aldığı; güvenlik, toplumsal düzen gibi değerleri öncelediği anlaşılmaktadır.

Bu durumu açıklamak üzere çalışma kapsamında “algoritmik glokalizm” kavramı geliştirildi. Bu kavram, küresel ölçekte geliştirilmiş yapay zekâ modellerinin, yerel, kültürel ve kurumsal bağlamlar tarafından şekillendirilerek kullanıcıya hibrit bir söylem sunması olarak tanımlanıyor. Yapay zekâ modellerinin dünyayı görme biçimleri göz önüne alındığında, bu sistemlerin sıkça iddia edildiği gibi tamamen tarafsız olmadığı, aksine geliştirildikleri ekosistemin bir yansıması olarak hibrit söylemler ürettikleri ortaya konmaktadır.

 

 

Kamil Tarhan

Son konuşmacı olan Tarhan, Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki politikalarını ele aldı. Yapay zekânın artan kullanımıyla birlikte ortaya çıkan etik ve güvenlik riskleriyle başa çıkabilmek için siber güvenliğin, ülkelerin ulusal stratejilerinin merkezinde yer alması gerektiği vurgulandı. Bu bağlamda Türkiye'nin, ABD ve Çin gibi kutuplar arasında kendisine dengeleyici bir yol haritası çizdiği, hem insan hem de yapay zekâ odaklı politikaları benimsediği belirtildi.

Başlangıçta siber farkındalığı arttırma hedefiyle yola çıkmış olan Türkiye, zamanla siber güvenliği ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak tanımlamıştır. Bu sürecin devamında millileşme ve yerlileşme projelerine değer atfeden Türkiye, sonrasında ise proaktif savunma ve siber caydırıcılık gibi kavramlarla ileri bir vizyonu benimsediğini göstermektedir. Bununla birlikte, millileşme ve yerelleşme çabalarının önemi karşı konulamaz derecededir. Aynı zamanda bu konuda aşırıya kaçılmamalı ve küresel gelişmelerin de dikkatle takip edilmesi gerektiği çok açıktır. Aşırı yerelleşmenin, Türkiye'nin NATO ve Avrupa Birliği gibi uluslararası yapılarla entegrasyon sürecinde yeni zorluklar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir.

 

Insight Turkey ekibi olarak, panelin faydalı olduğunu ve bu kritik konunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağladığını umuyoruz. Panelimizin tamamını YouTube kanalımızda izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=rojdyU7Gwik


We use cookies in a limited and restricted manner for specific purposes. For more details, you can see "our data policy". More...